BALCIOĞULLARI
  BALCIOĞULLARI SECERESİ
 

                       

  Alıntıyla Cevap Gönder
Balcı Ailesinin kökeninin ünlü Fettah Paşaya dayandığı bir çok belgede ve büyüklerimizden günümüze ulaşan şecerelerde görülmektedir.Yani Balcı sülalesi esasında Fettahoğulları sülalesindendir.Bazı kayıtlarda Fettar paşa yazsada Fettar ismi ne Türkçe’de,ne arapcada ne farscada bir anlam ifade etmediğinden bu doğru değil doğrusu Fettah Paşadır .Keza Arapcada Fettah ile Fettarın yazılışı aynıdır ve yanılgının kaynağı buda olabilir

Meseleye Fettah Paşa olarak giriyor ve yaptığım araştırmaları ilginize sunuyorum.


Fettahoğulları beyliğinin 592 yıllık tarihi genellikle hikaye yoluyla, babadan oğula anlatılarak günümüze kadar gelmiş. Adana Düziçi (Haruniye), Bahçe, Osmaniye, Hasanbeyli, Tabzon ile Bayburtta Fettahoğulları ile alakalı tarihi izlere rastlanır. Osmanlı arşivlerinde Fettahoğlu Beyliği ile ilgili dokümanlar olduğu bilinmekte. Osmanli arşiv kaynakli Maras tapu-tahrir defterleri, fermanlar, hüccet i irade, sancak, beylik beratları, tapu nüfus kayıtları, silsilname belgeleriyle Osmaniye vilayeti Bahçe, Hasanbeyli, Düzici(Haruniye), Maraş Helete yörelerinde yaşayan Fettahogulları ailesinin 600 yıla kadar olan bu bölgedeki tarihini incelemek mümkün.,

Türk kaynaklari bir yana yabancı kaynaklı eserlerde de ailenin izlerine rastlamak mümkün. Mesela Fransız kaynaklarındaki Türk Beyliklerini anlatan eserde anlatılan bilgilere göre ailenin kökleri Oğuz boyuna dayanıyor. Aynı kaynaklara göre 1337 yılında Maraş Elbistan dolaylarında bir beylik kurmuşlar. Elbistan' dan sonra Maraş başkentleri olmuş. Kuruluşundan itibaren 62 yıl Mısır, Suriye, Memluk İmparatorluğu'na, 117 yıl da Osmanlı'ya bağlı kalmışlar. Fatih'in Trabzon'u alması ile Fettahoğulları'nın ataları buralara yerleştirilmiş. Türk beylikleri olan Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları ile komşu olmuş, Osmanlı İmparatorluğu'na kız vererek akrabalık kurmuşlar. Ailenin şeceresi IS36'ya kadar kayıtlı. Kaynak olarak belirtilen bilgiler arasında tam bağlantı sağlanamamış. Bu durum zaten araştırmayı yapanlar tarafından, "Tarihler ile anlatılan bazı olayların yakıştırıldığı veya tercüme eden tarafindan bağlantı kurulamadığı" notu düşülerek açıklanmış.


20 bin hanenin üzerinde bulunduğu tahmin edilen Fettahoğulları, Adana, Düziçi /Osmaniye, Bahçe, Bayburt, Trabzon, Rize, Malatya, Diyarbakır, Urfa, Van Gaziantep, Kahramanmaraş, Hatay, Mersin, Antalya, Konya, Kocaeli, Amasya, Ordu ve İstanbul'da yaşıyorlar. Ailenin en kalabalık olduğu yer Adana - Osmaniye. Adana'da 6 bin hane Fettahoğlu kimliğini taşıyor. Onu bin 5OO hane ile Trabzon izliyor. Fettahoğulları sülalesinin 44 ile dağıldığını görmekteyiz. Bunun dısında BatiTrakya türkleri icerisinde olanlarida unutmamak lazim (Fettahli Rauf Bey, gibi isimler Bati Trakya Türkleri icerisinde unutulmayan isimlerden)

Geçmişten günümüze kadar Türk tarihinde önemli yere sahip olan Fettahoğulları’nın ibret verici hayat hikayeleri var. Baskınlar, göçler, isyanlar, idamlar serüvenindeki Fettahoğulları.

Fettahoğulları’nın geçmişleri hakkında çok bilgi bulunuyor. Ailenin Göktürk Devleti’ni kuran Aşina ailesinden geldiği ortaya çıkıyor. Fettahoğulları ailesinden Memiş Ağa isimli bir araştırmacı 1834 yılında yazmış olduğu silsilenamesinde şöyle diyor: “Geçmiş ecdadımız Kûfe şehrinden göç etmişlerdir. Asılları Göktürk aşiretindendir.”

Göktürk Devleti’ni kuran Aşina (Kurt) ailesi M.S 552-750 arasinda OrtaAsyada yasamıs olup, 750 yılında Uygurların öncülük yaptığı diğer Türk kabilelerinin saldırıları sonucu Orta Asya’yı Türkmenlerle birlikte terk ederek Irak’ın Kûfe şehrine gelip yerleşiyorlar. Burada İslamiyeti kabul eden Aşina ailesi Abdülfettahoğulları adını alıyor. Aile beylerinin ilk isimleri İslamiyet ve Kûfe şehrinin etkisiyle Hasan olarak değişir.

Fettahoğulları ailesi ile ilgili olarak araştırmalar yapan ve ilginç bulgulara ulaşan araştırmacı–tarihçi Cezmi Yurtsever de ailenin soyunun Göktürk hanedanından geldiğinin kesin olduğunun altını çiziyor. Yurtsever: “Göktürk Devleti’ni kuran Aşina ailesi M.S 750 yılında baskınlar sonucunda Orta Asya’yı terk ederler. Buradan Kûfe’ye gelip İslamiyeti kabul etmişler ve isimleri Abdülfettahoğulları olarak değişmiştir. Daha sonra aile buradan van uzerinden Anadolu'ya gelip yerleşir. Anadolu’dan da değişik yerlere dağılırlar. Trabzon’a yerleşen Hacıfettahoğlu’nun soyundan gelenlere Kurt İbrahim Ağa denilmektedir. Ailenin “Kurt” unvanı taşıması 14. yüzyılda Osmanlı’nın Trabzon’u alması ve o yöreye yerleşen Fettahlıların taşıdığı soy şöhretidir. Yine 14. ve 15. yüzyıllarda Adana ile Maraş arasinda stratejik onemi olan Gavurdağı vadilerine arasinda bulunan yöreye yerleşen Fettahlı beylerinin özellikle Bahçe de bulunan mezar taşları üzerlerindeki süslemeler in Orhun Anıtalrındakine benzerliği dikkat cekicidir. Osmanli Devleti adına Adana valisinin hazırladığı Cukurovanin güvenliğini esas alan fermana imza atan asiret beyleri arsinda Gavur Dağı Ayanı Fettah Bey in de adı geçer. ( 1828 yılı Osmanlı Arşivi Hattı Humayun Serisinden ) .


Kûfe’ye yerleşen Abdülfettahoğulları daha sonra Anadoluya göç edip, Van’a yerleşirler. Göç ile birlikte isimleri de Fettahoğulları olarak değişir. Van’a yerleşen aile burada güçlü beylerin baskılarına dayanamayarak Anadolu’nun dört bir yanına dağılır. Aileden kalabalık bir kol Trabzon tarafına gidip Of ve Vakfıkebir yöresine yerleşir. Diğer bir grup ise Maraş’a gelir. Burada Dulkadiroğulları’nın yanındaki Helete bölgesine yerleşirler. Maraş’ın Osmanlıya bağlanmasından sonra Helete’deki aileden kopan bir parça Adana–Maraş–Halep kervan yolunun kavşağındaki Bahçe’ye yerleşir. Van’dan ayrılan Fettahoğulları’ndan üçüncü grup ise Siverek, Mardin ve Diyarbakır yöresine yerleşir.



Anadolu'ya yayılan Fettahoğulları Osmanlı’nın hakimiyeti ile birlikte birtakım görevlere getirilirler. Gülekboğazı'ndan Halep’e doğru uzanan kervan yolunun Gavurdağları vadilerindeki güvenliğinin sağlanması görevi Fettahoğulları’na verilir. Bu tarihte Fettahoğulları beylerinin resmi sıfatı “Gavurdağı Ayanlığı”dır ve 1700 – 1865 yillari arasinda bölgenin yönetimini ellerinde bulunduran Fettahlı beyleri ayanlik statusünde yarı bağımsız hükümet durumundadırlar.

Fettahoğulları “ayanlık” yaptıkları dönem boyunca, bölge asayiş bakımından büyük bir başıboşluğun içindedir. 19. yüzyıl başlarında Anadolu’nun genelinde olduğu gibi Çukurova ve özellikle Gavurdağları’nda asayiş bozulmuş, ferdi hareketler baş göstermiştir. Türkmen beyleri ve aşiretlerin vergi yükü altında ezilmesi beraberinde isyanları getirmiştir. Osmanlı yönetimi hac ve tüccar kervanlarının Adana’dan ötede “Halep Yolu” olarak tanımlanan güzargahın Misis–Payas yöresinde güvenliği sağlayamıyordu. Gavurdağları ve Payas yöresi derebeyi Küçükalioğlu Halil, emrindeki yüzlerce eşkıya ile yolları basıyor, kervanları soyuyordu. İskenderun sahillerinde güvenlik tehlikeye girmişti. Padişah’ın hac kervanı da Payas’ta soyulmuştu. İstanbul’dan Adana’ya ulaşan Sürre—i Hümayun Kervanının Karataş sahillerinde gemi ve kayıklarla Suriye sahillerine taşınmasına karar verilmişti. Hatta bir ara Küçükalioğlu Halil’e “devlete yardımcı olur düşüncesiyle” Özerili (Payas) Mirimiranlığı görevi bile verilmişti. Ancak Halil yine baskınlarına devam ediyordu. Bu durum böyle devam ederken, bir müddet sonra Halil’in yerine geçen Mıstık’ın üzerine askeri harekat düzenlenir. Mıstık ise Fettahoğulları korumasındaki Gavurdağları’na sığınır. Maraş Valisi, Bayazıtlılardan olan Kalender Paşa’dan olaydan sorumlu tuttuğu Ağca Bey’i yakalayıp cezalandırmasını ister. Kalender Paşa Ağca Bey’in suçsuz olduğu gerekçesiyle operasyonu yavaşlatır. Bunun üzerine Kalender Paşa görevinden alınıp Girit’e sürülür. Ağca Bey de geçici olarak affedilir.



1854 yılında Gavurdağları eteğinde Maraş’a doğru giden Adana valilik kervanı saldırıya uğrar. Saldırıda 40’a yakın asker ölür. Olayin gectigi yer “Kanlı geçit” adıyla anılır o gün bu gündür. Saldırıyı yapanlar Gavurdağları eşkıyaları olmasına ve kervanin Fettahlıları ziyarete gitmekte olmasına rağmen kabak yine Fettahoğullarının başına patlar. Fettahlı beylerine husumet besleyen Gavurdagli kaypak ağalarin sikayeti eksik sorusturma ve iftira sonucu yörenin güvenliğini sağlayamadıkları için Fettahoğullarının cezalandırılmasına karar verilir. İstanbul’dan yola çıkan infaz taburu Adana ve Maraş valilik askerleriye Gavurdağları’na gelir. Fettahlı Ağca Bey’in oğulları Ahmet ve Mehmet beyler teslim alınır. Mehmet ve Ahmet beylerin idamı Bahçe’de babalarının yapmış olduğu caminin önündeki çınar ağacında infaz edilir. Fettahlı ailesi olaydan dolayı derin üzüntü içine girmiştir. Acı olayın ardından mutluluk verecek bir olay gerçekleşir; Fettahlı Mehmet’in eşi bir erkek çocuğu dünyaya getirir. Dünyaya gelen çocuğa dedesinin ismi olan Ağca Bey adı verilir.

Fettahoğulları bu korkunç maziyi hiçbir zaman hatırlamak istemiyorlar. Bazı aile üyelerinden başka kimsenin bilmediği ve bilmesini istemedikleri bu acı olayı gün yüzüne çıkaran Tarihçi Cezmi Yurtsever bu sessizliği şöyle anlatıyor:

“Aile bu acı olaydan dolayı çok üzülüyor. Bu olayı aile içinde ileri gelenler biliyor. Ama içlerinde hep bir acı vardır. Çünkü Fettahoğulları dedelerinin idamından çok etkilenmişler. Aslında bu tarih Fettahoğulları için bir milat teşkil ediyor. Çünkü bundan sonra aile dağılır ve büyük bir suskunluk dönemine geçilir. Ben de bir kaç yıl önce aldığım bir bilgi sonucu buraya gittim ve mezar taşlarını okudum. Taşlarda acı olay açıkça anlatılıyor.”
Fettahoğulları idam edilen ata dedeleri Ahmet ve Mehmet için ayrı ayrı mezar yaptırmış. Hece taşından yapılan mezarların üzerinde hayat hikayeleri bulunuyor. Bahçe’deki mezarlıklar yüzyılların suskunluğunu taşıyor.

Anneleri tarafından yaptırılan türbelerin üzerinde “şehid olmuşlardır” ibaresi bulunuyor.

Edebiyatımızda Halk siirlerinde Kozanoğullari olayları diye gecen olaylarda da Fettahlıları görmekteyiz (bkz. Halk Siirimizde Kozanogullari olaylari / Kültür Bakanlığı Halk kültürü araştırma daire bsk yard. A. Esat Bozyiğit )



Dadaloğlu, bir şiirinde Çapanoğullarından bir bey

olan Necip Paşa ile Kozanoğlu'nu karşılıklı konuşturmaktadır



Bu siirinde bölgedeki Fettahlı etkisini su mısralarda görmekteyiz :



.. HASAN PAŞA :

- Kozanoğlu, yapma benimle inadı

Dedem, deden ile bir dem sınadı

Bizim kovduğumuzun kalmkmaz kanadı

Pençe vurup ciğerini çekmem var

KOZANOĞLU:

- Derebeyiyim de menendim yoktur

Sorun aşirete şecerem çoktur

Elde yalın kılıç çarka çalıktır

Al kanını Adana'ya dökmem var

DADALOĞLU:

- Issız kalmış Fettahlı'nın dağları

Dikiş tutmaz kalan bunun çağları

Dadaloğlum çakıştırır beyleri

İkinizin bir maskına bakmam var


Birbaşka kaynak ta Siverekteki Fettahlıları görmekteyiz:

Fettahlılar, Osmanlı Devletinin iskan politikası ile Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yerleştirilmiş ve genellikle yönetici sınıfına mensup bir aşiret yada aile olarak bilinmektedirler. Siverek bölgesine de bu ailenin yerleştirildiği halen ellerinde mevcut bulunan belge ve fermanlardan da açıkça anlaşılmaktadır.



Hicri 1144 tarihli belgede Fettahlıların aynı zamanda Mutasarrıflık yapan Diyarbekir Alay Beyi Abdulfettahzade Mehmet’in Siverek ve Samsat bölgelerinde Malikane (kaydı hayat şartı ile tasarruf) sahibi oldukları belirtiliyor. O dönemdeki Ordu ve toprak sistemi gereği elindeki toprakla orantılı olarak seferde Bağdat muhafızı Vezir Ahmet Paşa komutasında 1000 tımar askeri ile hazır olduğu belirtilmektedir.

Yine belgelerden anlaşıldığı gibi bölgedeki diğer aşiretler ve toprağı işleyen halkla aralarındaki anlaşmazlıklar zaman zaman dersaadete (İstanbula) şikayet konusu olmuş ve sultan tarafından ikaz edilmişlerdir. Osmanlı devletinin iskan politikaları sonucu çeşitli bölgelere yerleştirilen Fettahlıların son dönemlere kadar Siverek’te etkin oldukları “Keşkül” adlı eserde de belirtilmektedir.

Siverek’te en uzun süre Belediye Başkanlığını Fettahlılardan Hacı Yılmaz Fettahlıgil yapmıştır. Çok uzun dönem Diyarbakır ve Siverek çevresinde yöneticilik, toprak malikleri olarak yaşayan Fettahlılar buradan diğer şehirlere göç etmişlerdir.

Fettahlıların ecdadından ve ulemadan Abdal Ağa ve Hacı Muhiddin Efendilerin türbeleri bugün dahi halk tarafından ziyaret edilmektedir. Son yıllarda Abdal Ağa türbesi ve kabristanı, H. Bahaddin Fetttahlı tarafından yeniden düzenlenerek hemen yanına Fettahlı Abdal Ağa Camii yaptırılmıştır.

Siverek’in en eski ailelerinden “Fettahlı Ailesi”nin elinde bulunan ve bu aile mensupları adına yazılmış Osmanlı Berât’larından olan bir belgede, Osmanlı toprak sistemi ve bu sistemin Siverek’te uygulanışı ile ilgili önemli bilgiler mevcuttur.

Hicri 1144 tarihli olan bu belgede özetle ;

“Siverek ve Samsat bölgesinde Malikane mutasarrıfı Diyarbakır Alay Beyi Abdü’l-Fettahzade Mehmet ’in 1000 nefer tımar askeri ile seferde, yine babası Diyarbakır Alay Beyi Abdülfettah ’ın tımar erbabı ile birlikte Bağdat Muhafızı Vezir Ahmet Paşa ’nın yanında sefere hareket için hazır olduğu anlaşılmaktadır.

Yine aynı belgede özetle; Abdülfettahzade Mehmet hakkında vuku bulan, reaya’ya zulm ettiğine dair şikayet üzerine mutasarrıfı olduğu mukatanın kendisinden alınarak daha önceki mutasarrıfı (belgede Seyit Gazi Bey adında birisi olarak belirtilmektedir) ile şikayetçi Büziği (Baziki aşireti ) aşiretinden Ali Bey ve Ebubekir’e 2500 guruş muaccel kira bedeliyle verildiği anlaşılmıştır. No.8/14

Belgede; Sonradan yapılan tahkikat sonucu Fettahlıların işlettiği topraklar, yapılan şikayetin asılsız olduğu anlaşılınca kendilerine geri verildiği belirtilmektedir.

Yine Fettahlılara ait Hicri 1151 tarihli başka bir belgede özetle

Siverek Sancağı dahilinde Üsve nahiyesinin Urgur karyesinde 2000 akçelik tımara sahip Hüseyin’in, Alay beyi Mustafa ’nın da arzı ve yine erbab-ı timardan başka bir Hüseyin’in ihbarı ile Sefer-i Hümayun’a katılmadığı sabit olduğundan sahip olduğu tımarın kendisinden alınmasına dair bir ferman gönderilmiştir.

Devlet için lüzumlu olan askerin mühim kısmının tımar sistemi ile temin edildiği bilinmektedir. Fettahlı Ailesine ait yukarıdaki belgede bu durum açık bir şekilde görülmektedir. Bundan başka Siverek’ten çeşitli seferlere asker gönderildiğini belgeleyen farklı kaynaklarımız da mevcuttur. Bunlardan birisi de 966/968-1558-1560 tarihli ve 3 numaralı “Mühimme” defterinde geçen aşağıdaki belgedir. Bu konuda Diyarbakır Beylerbeyliğine gönderilen bir fermanda da benzer durum görülmektedir.

“Diyarbakır Beylerbeyine,

Arap eşkıyanın Basra’ya yeniden saldırma ihtimali üzerine, bunu defetmek için Van, Ergani ve Siverek’ten Basra’ya gönderilmesi emrolunan asker ile kürekçi, zahire, toprak, demir, tel, kalay vs. hakkında gönderdiği mektubun alındığı; bundan sonra da aynı şekilde kendisine emrolunan hizmetlerin yerine getirilmesinde gerekli gayreti göstermesi ve bildirmesi lazım gelen bilgileri de arz etmesi.”

5 nolu Muhimme defterindeki belgenin orijinali

( Mühimme defterleri, Osmanlı döneminde sadaret (başbakanlık) dairesinde tutulan, önemli kararların ve yazışmaların kayıtlarının tutulduğu bir çeşit bakanlar kurulu defteri. Tarihe ışık tutan en önemli arşivlerdir )

H. 1119 tarihli bir başka belgede; silahlı süvari zabite verilen ve tımarın bir üstü olan Zeametin Siverek’te varlığı ile alakalı bir mesele şu şekilde geçmektedir.


Siverek Sancağı’nın İn nahiyesine bağlı Halebi karyesi nde 20.000 akçelik Zeamete sahip İsmail orta boylu ela gözlü açık kaşlı (belgede kimlik tarifi bu şekilde yapılmaktadır) tezkiresini kaybetmiş olduğu için Dersaadete müracaat etmiş olduğu anlaşılmaktadır. İsmail’e, Alay beyi’nin bayrağı altında sefere katılması şartıyla 20.000 akçelik Zeameti için kendisine yeniden tezkire verilmiştir.



Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren en iyi işleyen ve en önemli sosyo-ekonomik mekanizması söz konusu toprak sistemi yüzyıllar içerisinde zafiyet göstererek daha sonra Devletin başına büyük dertler açmıştır. Osmanlı toprak sistemi toplumun sosyal düzeni, ekonomik dengeleri ve askeri yapısı ile doğrudan irtibatlıydı. Bu düzendeki zafiyet yukarıda belirttiğimiz bütün müesseseleri, dolayısıyla Osmanlı toplum ve devlet yapısını temelinden etkilemiştir. Sınırlı bir döneme ait olmakla beraber Fettahlı Ailesi’nin sahip olduğu beratlardan da bu durumu tespit etmek mümkündür. Halka iyi davranılmadığı için zeamet arazisi bir dönem Fettahlılar’dan alınıp Bazüki aşireti nden Ali beye verildiği ancak durumun tekrar tahkik edilmesi sonucunda arazinin Fettahlılara geri verildiği anlaşılmaktadır. Bu tip şikayet ve çekişmelerin çokça meydana geldiği belgelerin genelinde göze çarpmaktadır. Esasen Siverekteki Fettahlı ailesine ait beratlardan Osmanlı Devleti'nin de bozulmanın farkında olduğu ve bu aksaklıkları düzeltmek için her beratın mukaddimesinde mutlaka nasihatlere yer verdiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki;



H. 1230 tarihli bir beratın mukaddimesinde;



“Şam, Halep, Diyarbakır, Mardin, Adana, Ayıntab, Malatya ve Tokat bölgelerinde ve diğer bölgelerdeki mahallerin (Mir-i Maktua) tasarrufu bazı devlet ricali ile vilayet ileri gelenlerinin (Ayân) elinde olduğu ve bunların da üzerlerine düşen görevleri yapmadıkları, köylerdeki reayayı perişan ve rencide ettikleri belirtiliyor. Bu uyarılardan sonra nasihat olarak bu köylerin üzerlerine düşen işleri yapıp vergilerini verdikten sonra rencide edilmemeleri isteniyor.



Yine bu durumla alakalı bir başka belgede;



“Şam, Halep, Diyarbakır, Mardin, Adana, Ayıntab, Malatya ve Tokat bölgelerindeki bazı köylerin devlet adamlarının iltizamlarında olup bu durum bazen senede birkaç kez değişmekte, farklı kişilerin ellerine geçmekte bunun sonucunda burada yaşayan köylüler konulan ağır vergilerden ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmişlerdir. İhtiyaçlarını karşılayamayan bu köylüler tefecilerden faizle para almak durumunda kalıyor, aldıkları paralar her sene artan faizlerle ödenemez duruma geldiği için köylünün bir türlü borçtan kurtulamadığı bu durumun düzeltilmesi görevinin Şeyh’ül-İslam, Kadıasker, Nakib’ül-Eşraf tarafından güvence altına alınması belirtilmektedir.

Tarihi suskunluk sona eriyor

İdam olayından sonra, coğrafi yapısından dolayı Torosların Ergenekon’u olarak kabul edilen Bahçe nahiyesinden Fettahoğulları parçalanarak ayrılıyorlar. Bahçe’den ayrılan bir kol Hasan Bey önderliğinde Hasanbeyli’ye yerleşir Hasanbeyli adi buradan gelmektedir. Eski adiyla Haruniye simdiki ismiyle Düziçi - Osmaniye ve Adana’ya dağılanlar olur. Fettahoğulları ailesi 1850’li yıllardan 1980’li yıllara gelinceye kadar sessiz kalmayı, susmayı tercih etti. 1980’lerde Fettahoğulları soylarını araştırmaya başladılar. Aslında bu arayış ailenin tekrar toparlanma isteğinin de habercisi oluyor.

Fettahoğulları henüz tam birleşmemelerine rağmen milyonu bulan sayılarıyla Türkiye’de etkili bir konuma gelmiş durumdalar. Göktürk Devleti’ni kuran ailenin mensupları 21. yüzyılda da Türk siyasi tarihine yön vereceğe benziyor.



Yaklaşık 14 yüzyıl boyunca suskuk kalan Fettahoğulları 1980’den itibaren yavaş yavaş toparlanmaya başladılar. FET–DER Türkiye’nin dörtbir yanındaki mensuplarına “birleşelim” çağrısında bulundu. Şimdi ise aile artık yavaş yavaş toparlanıyor, taşlar yerine oturuyor. Fettahoğulları ilk iş olarak kendi silsilenamelerini bilimsel bir platforma taşıyıp kendi içinde inceleyecek.

Ailede Fettahoğlu soyadını taşıyanlar olduğu gibi, değişik soyadı olanlar da var. Fettahoğulları soyundan gelenler şu anda 100 değişik soyadı kullanıyor. .


Ülkenin birçok değişik yörelerine yerleşmiş Fettahlı aile fertleri Fettahoğlu, Alpay, Algan, Aksay, Açıcı, Açar, Açan, Aksu, Aslan, Arslan, Akı, Alan, Aksoy, Alkan, Alpaçin, Aydın, Ayar,Bayrakoğlu, Bahçeli, Balcı, Can, Candogan, Çanga, Çakmak, Çete, Demirhan, Deniz, Denizer, Danışman, Devletlioğlu, Dilipak, Eroğlu, Erdoğan, Ersan, Eray, Fettah, Fettahoğlu, Fettahlı, Fettahlıgil, Fettahlıoğlu, Gelen, Gökçe, Gökçeliler, Gökkaya, Göksu, Güngör, Güre, Güzeltepe, Hacıfettahoglu, Hançer, İnce, İncedal,İmamoğlu, İmirzaoğlu, İlbeyoglu,Kadı,Kadıoğlu, Kaldırım, Kaldırımoğlu, Kahraman,Katı, Kaya,Küpelikılıç, Küpelikılınç, Korkmaz, Kurban, Mete, Metehan, Marangoz, Mirzaoğlu, Özdemir, Öztürk, Öztürkmen, Özcan, Sağlam, Sağlamer, Soylu, Şahin, Tarhan, Türker, Türk, Vural, Yaman, Yasar, Yalçın,Yalçındağ, Yener, Yavuzaslan, Yıldırım, Yılmaz, Zengin gibi birbirinden farklı soy isimlerini, bazende oğlu veya oğulları takıları ile birlikte kullanmaktadır. Sülalenin balkanlar ve komşu ülkelerde de akrabaları vardır. Bunun nedeni kökünün Osmanlı İmparatorluğunun başlangıç dönemlerine kadar dayanması ve Osmanlı tarafından sancak beyligi gibi sıfatlarla vs stratejik yerlere yerlestirilmesindende gelmektedir.

 
  Bugün 1 ziyaretçikişi burdaydı! bbbbb  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
BALCİOĞULLARI